|
II. Ulusal Tasarım Yarışması'nda 'Yemek Odası Takımı' kategorisinde
geleneksel Osmanlı yerde yemek yeme tarzını modernize eden tasarımıyla
birincilik ödülünü kazanan genç tasarımcı Lütfi Büyüktopbaş sorularımızı
yanıtladı.
II. Ulusal Tasarım Yarışması'nda size ödül getiren tasarımınızın
özellikleri ve bu tasarımın ortaya çıkış süreci hakkında neler söylemek
istersiniz?
İki aylık çalışma süresinde oluşturduğum 'piknik' adlı yemek
masası tasarımımın esas çıkış noktası 'boşluk' kavramıdır. Bu boşluk
kavramını mekan içerisinde esiri olduğumuz, üretkenliğimizi kaybettiğimiz,
eylem yapacağımız alanları doldurarak, kullanamadığımızla beraber
gelen sorunları ele alarak oluşturdum. Tasarımım, Türk kültüründeki
yemek yeme anlayışına pek yabancı olmayan bir biçime dayalıdır.
Dört kişilik düşünülen sistem; pratik olması sebebiyle çoğu zaman
sehpalar üzerinde yenilen zahmetsiz yemeklerin yenebilmesi için
gerekli ortamı sağlıyor. Tekerlekli, katlanabilir sistemle istenilen
yere rahatlıkla taşınabilme, gerektiğinde katlanmış haliyle servis
araçı olarak da kullanılabilme tasarımın diğer fonksiyonları…
Tasarımlarınızı ortaya koyarken nelerden etkileniyorsunuz veya
tasarımlarınızda 'olmazsa olmaz' ilkeleriniz var mı?
Tasarımlarımı; kendimden, beni çevreleyen, etkileyen unsurlardan
ve etkisinde olduğum ana kavramlardan esinlenerek oluşturuyorum.
Bir çeşit sorgulama ve araştırma içine giriyorum. Ön koşulum; sorular,
merak... Örneğin; 'boşluk' kavramı ele alalım. Nedir, neden beni
etkiliyor? Yaşama alanları, kısıtlanmış yaşam alanlarımız, kendimize
oluşturduğumuz duvarlar, içine sıkışıp kaldığımız, özümüze dönerken
bu kısıtlanma fikrini de ortaya atarak bir bütün oluşturma isteği,
çabası....
Benim de 'olmazsa olmazım' yani bazı saplantılarım var. Biz bir
grup saplantılı genç olarak yapıyoruz zaten bunları… Tutkularımız,
arzularımız, hedeflerimiz bizi biz yapıyor. Biraz aşırıya kaçmış
gibi görünse de benim saplantım aklımdaki idealimdir. Yani tasarım
diline dökersek, 'basit'i, 'yalın'ı ve 'öz'ü arıyorum ben... Hem
içimden hem de benim lokomotifim olan tüm 'güzellik'lerden yararlanarak,
yorulmadan, durmadan gelişen bir 'güzellik'... Tabi tam yerinde
ve uyumlu... Başka bir deyişle çok parlamadan ama 'insan'a yavaşça
eşlik eden, onu yormadan, gözünü almadan, dış görünüşünde oldukça
iddiasız ama özünde içinde fırtınalarla oluşmuş olan bir 'güzellik'...
Tasarımcısını yaşlandıran genç tasarımlar...
Daha önce de bu tür ödüllü tasarımlarınız oldu mu? Eğer varsa
onlar hakkında da bilgi verir misiniz?
İstanbul Design Week / 2005 "Sudaki Renkleri Duymak" olarak
belirlenen tema çerçevesinde "İstanbul'un İçinde İstanbul'dan
Uzak" başlığıyla tasarladığım mekan organizasyonları sergilendi.
Genç bir tasarımcı olarak sizce Türkiye'de yaratıcı düşüncenin
önünde ne gibi engeller var?
Birçok engel var. En başta özenti, yaratıcı düşünce yoksunluğu,
gerek piyasa gerek akademik koşullarda olsun yaratıcı düşünenenleri
belli bir sistemin içine yerleştirme gibi nedenler.....İçimizdeki
gücü farkedememek, dışarıdan hazır alma isteği... Zaten sadece bu
konuda değil, her konuda bu böyle... Düşüncenin önüne konan engeller…
Adeta düşünce yerine bedenselliği seçen bir toplum, bir sistem...
Ama tabiki bu tür engeller bir tasarımcı hele 'genç' diye tanımlarsak
o kişi için bir engel teşkil edemez. Bu engeller onları sadece daha
da güçlendirir. Yani gerçekte hangi güç düşüncenin önüne engel koyabilir
ki… Zaten bunu yapan düşüncenin ürettiği herhangi bir şeyi anlayamaz.
Tasarımcının derdi zaten bu değildir. Neyse yalnızca engelleri sormuştunuz
değil mi...Zaten herşey açık....
Türkiye'nin mobilya tasarımı açısından dünyadaki konumunu nasıl
değerlendiriyorsunuz? Özellikle tasarım açısında Türkiye'de ciddi
bir sorun var. Özgün modeller yerine kopyacılık ağır basıyor. Sizce
bunun önüne nasıl geçilebilir ve Türkiye, mobilyada trendi belirleyen
bir ülke konumuna nasıl yükselebilir?
Bu yanıtı içinde bulunduğumuz ortam bağlamında kötümser ve özümüze
inancım nedeniyle olumlu yanıtlamak istiyorum. İşte içinde bulunduğumuz
durum: Siz işyerlerinize tasarımcı almazsanız, tasarım işlerinizi
başkalarına bırakırsanız ve 'tasarım' kelimesi artık tasarım dışında
herşeyde kullanılan bir pozisyona gelmişse bu noktada belki de maddi
olanak sahibi yaratıcılık gücünden uzak bazılarına bu alanda enflasyon
yaratmaktan başka bir işe yaramadıklarını söylemekle başlayabilirsiniz.
Bu yanıtı bariz açık olan bir soru...Yapıcı olmak içinse, içimizdeki
güce değer vermeliyiz. Gerçek değerin ne olduğunu hatırlayarak,
elimizdekileri kaybetmeden önce ....Yani böyle bir bilinç yaratılmalı....Bir
inanç, bir birlik ve bütünlük çağrısı…Başta kendi gücümüze inanmalıyız.
Gereksiz ve gündelik çıkarları bir kenara bırakarak, eğitim kurumlarımızı
geliştirerek, emektar tasarımcılarımıza, bizim önderlerimize, bize
ışık tutmak için desteğimize ihtiyacı olan büyük insanlara hakettiklerini
vererek, aydınlığın yolunu açarak, bilgiyle, sevgiyle, hoşgörüyle...
'Alnımızda ışığı hissederek'... Çünkü ihtiyacımız olan gücün nerede
yattığını çok iyi biliyoruz... Yoksa unuttuk mu? O yüzden mi böylesine
kopyacı, özentici olduk?
Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Tasarım alanındaki hedeflerim beni her zaman daha yeni fikirlere,
daha farklı biçemlerin sunum sorunlarına yöneltmiştir.Bundan sonraki
hedefim; bu isteğimin azminin azalmadan devam etmesi ve ufkumu daha
da genişleterek, tasarımın farklı alanlarına açılmak.
Atölye-A0'ın oluşum sürecini anlatır mısınız?Atölye-A0 nedir?Kısaca
anlatır mısınız?
Atölye A0, farklı disiplinlerde kendini var eden kişilerin bir araya
gelmesiyle oluşmuş bir tasarım ekibidir. Atölye A0, 2006'da kuruldu.
2003 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi
Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi Habib Bolat'la fikir olarak
oluşturduğumuz tanım ve tasarım konusunda yaptığımız çalışmalar,
yıllar içinde bizi farklı bölümlerde okuyup, aynı dilden konuştuğumuz
kişilerle bir araya gelmemizi sağladı. Böylece, tasarım dünyasında
varolduğumuzu belirtme gereğini duyduk. Bu alanda birbirimize destek
olmamızın acil gerekliliğini hissettik. Atölyemiz endüstüriyel tasarım
ağırlıklı olmakla beraber, iç mimarlık, iletişim tasarımı, restorasyon,
grafik tasarım ve resim dalını da içinde barındırıyor.
Teşekkürler...
|

İç Mekan

Külçe

Pia

3 in 1
|